Birlikte Ortak Alışkanlık Kurmanın Değeri
İlişkileri ayakta tutan şey büyük anlar değil, tekrar eden küçük ritüeller. İyi bir ortak alışkanlık nasıl kurulur ve neden bu kadar dayanıklıdır?
Berrin Akyol Güncelleme: 3 dk okuma
İki insanı uzun süre bir arada tutan şeyin büyük anlar olduğunu düşünürüz: tatiller, sürprizler, önemli kararlar. Oysa ilişkilerin gerçek dokusu çok daha sıradan bir malzemeden örülür. Her akşam aynı saatte içilen çay, pazar sabahları çıkılan yürüyüş, yatmadan önce yapılan kısa sohbet. Tek başına önemsiz görünen bu tekrarlar, zamanla ilişkinin iskeletini oluşturur.
Ortak alışkanlık, iki kişinin birlikte olmak için ayrıca karar vermesi gerekmeyen zamandır. Kendiliğinden işler. Ve tam da bu yüzden yoğun dönemlerde bile ayakta kalır.
Neden bu kadar etkili
Birlikte geçirilecek zamanı her seferinde yeniden planlamak zahmetlidir. Kimin ne zaman müsait olduğu, ne yapılacağı, nereye gidileceği derken çoğu plan hiç gerçekleşmez. Alışkanlık bu kararları ortadan kaldırır. Salı akşamları birlikte yemek yapılıyorsa, salı akşamı gelir ve iş kendiliğinden olur.
İkinci etkisi de öngörülebilirlik. Hayatın kaotik olduğu dönemlerde, sabit bir buluşma noktası olması güven verir. Zor bir haftanın ortasında "cumartesi sabahı yine o kahvaltıyı yapacağız" bilgisi, küçük ama gerçek bir dayanaktır.
Üçüncüsü, alışkanlıklar konuşma zemini üretir. Birlikte düzenli bir şey yapan iki insanın gündemi yalnızca faturalar ve programlar olmaz. Ortak uğraş, kendi konularını da beraberinde getirir.
Bir de kimlik tarafı var. Düzenli olarak birlikte bir şey yapan iki insan, zamanla "biz şunu yapan insanlarız" diye tarif edebileceği bir ortak kimlik kurar. Bu tarif küçük görünse de ilişkinin kendine ait bir karakteri olduğunu hissettirir; iki ayrı hayatın yan yana akmasından farklı bir şeye dönüşür.
İyi bir ortak alışkanlığın özellikleri
Her tekrar eden şey işe yaramaz. Birlikte aynı odada oturup ayrı ekranlara bakmak da teknik olarak bir alışkanlıktır ama pek bir şey biriktirmez. İşe yarayanların birkaç ortak yanı var.
Önce, sürdürülebilir olması gerekir. Haftada dört akşam spor yapma kararı iki hafta sürer. Haftada bir akşam yürüyüş yıllarca sürebilir. Küçük ve gerçekçi olan, büyük ve iddialı olandan her zaman daha uzun ömürlüdür.
İkincisi, ikisinin de gerçekten istemesi. Bir tarafın hoşuna gitmeyen ama diğerini kırmamak için sürdürdüğü bir rutin, zamanla sessiz bir yüke dönüşür. Bu yüzden başlarken "gerçekten bunu istiyor musun" sorusunu açıkça sormakta fayda var.
Üçüncüsü, katılım gerektirmesi. Birlikte bir şey izlemek keyifli olabilir ama etkileşim üretmez. Birlikte yemek yapmak, yürümek, bir şey tamir etmek, kart oynamak; bunlar konuşmayı ve iş bölümünü doğal olarak içeri alır.
Nasıl kurulur
Alışkanlık kurmanın en kolay yolu, onu var olan bir şeye yaslamak. Zaten her akşam bir noktada mutfağa giriliyorsa, sofra sonrası on beş dakikayı ortak sohbete ayırmak yeni bir zaman yaratmayı gerektirmez. Zaten pazar sabahları geç kalkılıyorsa, o saati bir kahvaltı ritüeline dönüştürmek kolaydır.
Başlangıçta niyeti açıkça söylemek de işe yarar. "Bunu her hafta yapalım mı" cümlesi, tesadüfen tekrarlanan bir şeyi ortak bir karara dönüştürür. Karara dönüşen şeyin devamı daha kolay gelir.
Aksamalara da baştan izin vermek gerekir. Bir hafta atlandığında "olmadı işte" deyip bırakmak yerine, ertesi hafta kaldığı yerden devam etmek belirleyicidir. Alışkanlıkları bitiren şey genellikle bir kez kaçırmak değil, kaçırdıktan sonra geri dönmemektir.
Alışkanlığı fazla kurallaştırmamak da önemli. Katı bir program hâline geldiğinde keyifli olan şey yükümlülüğe dönüşür ve ilk fırsatta terk edilir. "Genellikle şu akşam yaparız" esnekliği, "her hafta mutlaka" katılığından çok daha uzun ömürlüdür.
Zamanla değişmesi normal
Hayat koşulları değiştiğinde alışkanlıklar da değişir. İş saatleri, taşınma, çocuk, sağlık; hepsi mevcut düzeni bozar. Böyle dönemlerde eskiyi zorla sürdürmeye çalışmak yerine, aynı işlevi görecek yeni bir şey bulmak daha akıllıca. Önemli olan belirli bir aktivite değil, düzenli olarak birlikte olunan korunmuş bir zamanın var olması.
Yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında hatırlananlar da çoğu zaman bu tekrarlar oluyor. Hangi tatilde nereye gidildiği unutulur ama her akşam aynı köşede yapılan sohbetin tonu hatırlanır. İlişkiler, sanıldığı gibi büyük anların toplamı değil; küçük ve tekrar eden anların birikimidir.