Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Akit TV'de gerçekleşen yayınında güncel konulara yönelik sorulara yanıt verdi.
ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin, dünyanın önemli enerji ve ticaret hatlarından birinde meydana geldiğini vurgulayan Şimşek, bu durumun sadece bölgedeki ülkeler için değil, küresel ekonomiye de önemli zararlar verebileceğini ifade etti.
Şimşek, burada en dikkate değer özelliğin çatışmanın süresi ve olası genişlemesi olduğunu belirtti. "Eğer kısa süreceğini öngörüyorsak, dünya ekonomisi geçen yıl meydana gelen 12 günlük İsrail ve İran çatışmasına karşı büyük bir direniş göstermişti. Söz konusu bölge, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birini sağlıyor. Tedarik zincirlerinde kırılmalar yaşanıyor. Petrol fiyatlarındaki artış kalıcı hale gelirse, bu durum küresel enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Şu anda Brent petrol fiyatları, savaş öncesi kapanışına göre yüzde 40'tan fazla bir artış göstermiş durumda. Örneğin, Avrupa'daki doğal gaz fiyatları yüzde 56'dan fazla yükseldi. Jet yakıtı fiyatları ise neredeyse yüzde yüze kadar çıkmış durumda. Hürmüz Körfezi, küresel ticaret ve enerji akışında kritik bir öneme sahip. Bu nedenle, savaşın etkileri oldukça belirgin hale geldi." şeklinde konuştu.
Kızıldeniz ve Hürmüz Körfezi'nde eş zamanlı yaşanan aksaklıklara dikkati çeken Şimşek, Asya ile Avrupa arasında gerçekleştirilen sevkiyatların sürelerinin uzadığını dile getirdi.
Şimşek, bu gelişmelerin küresel ticaret ve büyümeyi olumsuz etkileyeceğinin altını çizerken, küresel piyasalarda risk iştahının azaldığını belirtti.
Şimşek, "Şu anda bir riskten kaçınma durumu var. Finansal koşullar sıkılaştı, bu da sermaye akışının yönünü değiştiriyor. Gelişmekte olan ülkelerden daha az riskli kabul edilen alanlara fon akışı gerçekleşiyor. Eğer savaş uzarsa, küresel ekonomi açısından ciddi enflasyon, finansal koşullarda sıkılaşma ve büyüme yavaşlama riski; ayrıca küresel enerji fiyatları ile tedarik zincirindeki kırılmalar uzun sürerse, bir resesyon ve stagflasyon riski de ortaya çıkacaktır." dedi.
"SAVAŞIN ETKİLERİNİ SINIRLAMAK İÇİN PROAKTİF TEDBİRLER ALDIK"
Şimşek, çatışmaların başlamasının hemen ardından Finansal İstikrar Kurulu’nu topladıklarını ve ilgili kurumlarla senaryo analizleri yaptıklarını, alınması gereken tedbirleri belirlediklerini açıkladı.
Pazarların sağlıklı işlemesi ve bölgesel çatışmanın Türkiye ekonomisine olan etkilerini sınırlamak amacıyla çeşitli tedbirler aldıklarını vurgulayan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
"Aldığımız proaktif önlemler sayesinde savaşın etkilerini piyasalarımıza sınırlı hale getirdik. Bölgede bulunmamıza rağmen, doğrudan bölge ile bağlantısı bulunmayan ülkeler bile büyük ölçüde etkilenmiş durumda. Örneğin, Endonezya, Güney Kore ve Güney Afrika borsalarındaki düşüş savaşın başlangıcından bu yana yüzde 10’un üzerinde seyrederken, Türkiye’de bu oran yüzde 5,5 ile sınırlı kalmış durumda. Alınan önlemlere rağmen, çatışmanın yarattığı belirsizlik ortamında ikincil piyasalardaki tahvil faizlerimiz ve risk primlerimizde bir artış yaşandı. Bunun sebebi açık: Biz de bu coğrafyada yer alıyoruz ve burada meydana gelen gelişmelerden bağımsız kalmak pek mümkün değil. Petrol, doğal gaz ve petrokimya ürünlerindeki fiyat artışlarının enflasyon üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeline karşılık eşel mobil sistemimizi devreye aldık. İran dahil bölgeye yaptığımız ihracat yaklaşık 30 milyar dolar, bölgeden yaptığımız ithalat ise 19 milyar dolar civarında. Ayrıca bölgeden gelen turist sayısı yaklaşık 10 milyon kişi ve turizm gelirimiz de 10 milyar dolara yaklaşıyor."
"EŞEL MOBİL SİSTEMİ OLMASA MAZOT 83 LİRA OLACAKTI"
Şimşek, geçmişteki İsrail-İran çatışmasını hatırlatarak, Hürmüz Körfezi’nin kapanmasının ve dünya enerji ile emtia ticaretinde neden olduğu büyük dalgalanmaların Türkiye’de belli bir etki yaratacağını aktararak, şu bilgileri paylaştı:
"Merkez Bankamız çeşitli tedbirler aldı, özellikle döviz ve TL likiditesini yönetmeye yönelik önemli adımlar attı. TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleri başlatıldı. Sermaye Piyasası Kurulu, borsada spekülatif hareketleri önlemek için gerekli tedbirleri aldı; açığa satışı geçici olarak yasakladık. Borsa İstanbul çeşitli adımlar attı ve emir işlem yoğunluğunu azaltarak piyasadaki dalgalanmaların etkisini azalttı.
Bakanlık olarak eşel mobil sistemine geçtik. Enerji fiyatlarında büyük bir tepki bekliyorduk. Körfez’in kapanması riskinin fiyatlara nasıl yansıyabileceğini değerlendirdik. Eşel mobil sistemini uygulamasaydık, bugün itibarıyla Ankara’da mazotun litresi 83 lira 10 kuruş olacaktı. Fakat petrol fiyatlarındaki bu yükseliş neticesinde mazot fiyatı, eşel mobil uygulaması sayesinde şu an 67 lira 10 kuruş. Benzin fiyatları da 62 lira 30 kuruş; eğer eşel mobil uygulamasını devreye almasaydık bu rakam 71 lira 11 kuruş olacaktı. Bunu gerçekleştirmemizin sebebi, elbette ki vatandaşlarımıza yapılan yansımaları sınırlamak istememiz. Bunun geçici olacağına inanıyoruz, eğer kalıcı hale gelirse sürdürülebilir olmayacak. Biz bu sistemi geçici bir çözüm olarak uygulamaya aldık. Çünkü bunun bütçeye büyük bir etkisi var, bu konudaki gelir kalemimiz oldukça önemli."
"BÖLGENİN İSTİKRAR ADALARINDAN BİRİYİZ"
Şimşek, uyguladıkları program sayesinde enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmeyi hedeflediklerini, ideal olarak enflasyon oranını yüzde 20’nin altına çekmeyi amaçladıklarını belirtti.
Petrolde yaşanan şokun geçici olarak dezenflasyon programlarını sekteye uğratma riski taşıdığını söyleyen Şimşek, eşel mobil sistemin vatandaşların alım gücünü korumakla birlikte ihracatçının, üreticinin ve esnafın rekabet gücünü de dengelemeye çalıştığını ifade etti.
Savaşın hiçbir kazananı olmayacağını vurgulayan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz bölgemizde savaş istemiyoruz. Türkiye’nin barış, huzur ve istikrar olduğu müddetçe bölgesel refah da artar. Şu anda yaşananlardan dolayı üzgünüz, bir an önce savaşın sona ermesini ve bu bölgedeki kardeş ülkelerin bu krizi az zararla atlatmalarını istiyoruz. Biz şu anda bölgenin istikrar adalarından biriyiz. Son 20-30 yılda pek çok çatışma yaşandı, ancak Cumhurbaşkanımızın liderliği sayesinde bu çatışmalardan uzak durmayı başardık. Tedarik zincirlerindeki kırılmalar her seferinde küresel firmalara, çeşitlendirme yapmaları gerektiğini gösteriyor. Eğer çeşitlendirme yapmak isteniyorsa bence önemli ülkelerden biri Türkiye olacaktır. Türkiye, hem istikrarlı hem de büyük bir ekonomi olarak bu alanda öne çıkıyor."