Affetmek ve Unutmak Aynı Şey mi? İlişkilerde Onarım
Affetmek olanı yok saymak değil, taşıdığı ağırlığı azaltma kararıdır. Unutmak elimizde olmadığına göre ilişkilerde onarım nasıl kurulur, işe yarayan bir özür neye benzer?
Nihan Erdemir 4 dk okuma
Yakın ilişkilerde kırgınlık kaçınılmazdır. Uzun süre birlikte olan iki insan, ne kadar iyi niyetli olursa olsun bir noktada birbirini incitir. Asıl belirleyici olan, kırgınlığın yaşanıp yaşanmaması değil, sonrasında ne yapıldığıdır. Bu noktada en çok karıştırılan iki kavram affetmek ve unutmaktır. Günlük dilde neredeyse eş anlamlı kullanılan bu iki sözcük, aslında birbirinden oldukça farklı süreçleri anlatır ve ikisini birbirine karıştırmak, onarılabilecek bağların sessizce çürümesine yol açar.
Affetmek Neyi Kapsar?
Affetmek, yaşanan olayı önemsizleştirmek değildir. Tam tersine, olayın gerçekten olduğunu ve gerçekten incittiğini kabul etmekle başlar. Affeden kişi, kendisine yapılanın haklı olduğunu söylemez; yalnızca o olayın kendi iç dünyasında sürekli yeniden canlandırılmasından vazgeçmeye karar verir. Bu, karşı tarafa verilmiş bir hediye kadar, kişinin kendi zihnine tanıdığı bir dinlenme alanıdır. Öfkeyi taşımak enerji ister ve bu enerji genellikle ilişkinin başka alanlarından çalınır.
Unutmak Neden Mümkün Değildir?
Bellek, isteğe bağlı çalışan bir sistem değildir. Kişi bir anıyı silmeye karar veremez; olsa olsa onunla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir. Bu yüzden "unutup gideceğiz" diye başlayan barışmalar çoğu zaman yarım kalır. Olay unutulmadığı için, aylar sonra hiç ilgisiz bir tartışmanın ortasında yeniden ortaya çıkar. Unutmayı hedeflemek yerine, olayı hatırlamanın artık aynı şiddette acıtmadığı bir noktaya ulaşmayı hedeflemek çok daha gerçekçidir. Anı kalır, ağırlığı azalır.
Onarımın İlk Adımı: Anlatılan Hikâyeyi Duymak
Bir kırgınlıkta iki ayrı hikâye vardır. İnciten kişinin niyetiyle kurduğu hikâye ile incinen kişinin yaşadığı deneyimin hikâyesi genellikle örtüşmez. "Ben öyle demek istememiştim" cümlesi doğru olabilir; ama karşı tarafın ne duyduğunu değiştirmez. Onarımın başladığı yer, niyeti savunmayı bir süreliğine bırakıp etkiyi dinlemektir. Etki kabul edilmeden yapılan her açıklama, karşı tarafa kendi deneyiminin geçersiz sayıldığı hissini verir ve tartışmayı büyütür.
İşe Yarayan Bir Özür Neye Benzer?
Etkili bir özür üç parçadan oluşur. Birincisi, neyin yapıldığının açıkça adının konmasıdır; "olanlar için üzgünüm" gibi bulanık ifadeler yerine ne yapıldığı söylenir. İkincisi, karşı tarafın hissettiğinin kabul edilmesidir. Üçüncüsü, bundan sonra neyin farklı olacağına dair somut bir cümledir. "Ama sen de" ile devam eden bir özür, özür olmaktan çıkıp savunmaya dönüşür. Bu üç parçanın eksik olduğu özürler kısa vadede tartışmayı bitirir, uzun vadede güveni onarmaz.
Affetmek Ne Zaman Erken Olur?
Bazı insanlar çatışmadan kaçınmak için çok hızlı affeder. Henüz hissettiğini bile adlandıramamışken "önemli değil" der ve konuyu kapatır. Bu, gerçek bir affetme değil, bastırmadır. Bastırılan kırgınlık kaybolmaz; sitem, mesafe ya da beklenmedik anlarda patlayan öfke olarak geri döner. Sağlıklı bir affetme, kişinin kendi öfkesine yeterince zaman tanımasının ardından gelir. Acele ettirilen bir barışma, çoğu zaman ikinci bir kırgınlığın tohumunu eker.
Güven Nasıl Yeniden Kurulur?
Güven sözle değil, tekrarla onarılır. Bir kez verilmiş söz güveni geri getirmez; aynı sözün defalarca tutulduğunun görülmesi getirir. Bu nedenle onarım süreci sabır ister ve genellikle kırgınlığın oluşmasından çok daha uzun sürer. İncinen tarafın bir süre temkinli davranması cezalandırma değil, doğal bir korunma tepkisidir. Bu temkinliliği kişisel bir saldırı gibi karşılamak yerine, sürecin normal bir aşaması olarak görmek ilişkiyi rahatlatır.
Her Şey Affedilmek Zorunda mı?
Affetmek bir erdem olarak sunulduğunda, kişiye kendini zorlama baskısı yaratabilir. Oysa affetmek bir zorunluluk değil, bir tercihtir. Tekrarlayan, özür dilenmeyen ve değişme niyeti taşımayan davranışlar karşısında mesafe koymak da geçerli bir seçenektir. Burada asıl mesele, kararı korku ya da alışkanlıkla değil, kişinin kendi değerlerini gözeterek vermesidir. Bazı ilişkilerde onarım, uzaklaşarak da olsa kişinin kendi huzurunu geri kazanması anlamına gelir.
Günlük Hayatta Küçük Onarımlar
Büyük kırgınlıklar kadar, günlük hayatın küçük sürtüşmeleri de birikir. Yarım kalan bir cümle, sofrada söylenen iğneleyici bir söz, misafir yanında yapılan bir espri. Bunları o gün içinde küçük bir cümleyle kapatmak, ileride büyük bir konuşma yapma ihtiyacını ortadan kaldırır. Sağlam ilişkiler, hiç sürtüşme yaşamayan ilişkiler değil, sürtüşmeleri hızlı fark edip küçükken onaran ilişkilerdir.
Sonuç olarak affetmek, olanı yok saymak ya da hafızayı silmek değildir. Yaşananı kabul edip onun taşıdığı ağırlığı azaltma kararıdır. Unutmak elimizde olmadığı için, hedefi doğru koymak gerekir: anı kalabilir, acısı hafifleyebilir. Bu ayrımı gören çiftler, hem gerçekçi bir barışma zemini kurar hem de birbirlerinden imkânsız bir şey beklemekten kurtulur. Onarım, tek bir konuşmayla değil, üst üste binen küçük dürüst adımlarla mümkün olur.