İçeriğe geç
Diyarbakır Pulse
Kişisel Gelişim

İçindeki Eleştirmenle Barışmak: Öz Şefkat Nedir?

Kendine sert davranmak disiplin getirmez, saklanmayı öğretir. İç eleştirmenin sesini tanımanın ve dönüştürmenin yolları.

Nihan Erdemir 4 dk okuma

İçimizde durmadan konuşan bir ses var. Sabah geç kalkınca "yine beceremedin" diyen, toplantıda tutuk konuşunca "herkes fark etti" diye fısıldayan, bir hatanın üzerine günlerce dönüp duran o ses. Çoğumuz onu bir gerçeklik ölçüsü sanırız; oysa iç eleştirmen tarafsız bir hakem değildir. Yıllar içinde duyduğumuz cümlelerden, kıyaslardan ve beklentilerden derlenmiş bir kayıt cihazıdır.

Bu sesin en aldatıcı yanı, kendini faydalı göstermesidir. "Sert olmazsam tembelleşirim" düşüncesi neredeyse bir inanç haline gelmiştir. Oysa gözlemler bunun tersini söyler: kendine acımasız davranan insanlar hata yaptıklarında daha çok saklanır, daha az sorumluluk alır ve toparlanmaları daha uzun sürer. Çünkü sürekli azarlanan biri, öğrenmek yerine kendini korumaya odaklanır.

Öz şefkat bahane üretmek değildir

Kendine nazik davranmak, sık kurulan bir yanlış bağ yüzünden gevşeklikle karıştırılır. Oysa öz şefkat hatayı yok saymaz; hatayı görülebilir kılar. Kendine merhametli yaklaşan kişi "bunu berbat ettim" cümlesini kurmakta zorlanmaz, çünkü bu cümle onun için bir kimlik hükmü değildir. Hata, kişinin değerini değil yalnızca o günkü performansını tanımlar.

Fark burada netleşir. İç eleştirmen "beceriksizsin" der, sıfat verir. Öz şefkat ise "bugün hazırlıksız yakalandın, bir dahakine notlarını önceden çıkar" der, davranış tarif eder. İlki kapatır, ikincisi yol açar. Bu yüzden kendine nazik davranmak disiplinin düşmanı değil, sürdürülebilir disiplinin şartıdır.

Arkadaş testi

İç sesinizi ölçmenin en pratik yolu basit bir yer değiştirmedir. Aynı durumu yakın bir arkadaşınızın yaşadığını hayal edin. Sınavdan düşük almış, işine geç kalmış, bir konuşmada yanlış bir şey söylemiş olsun. Ona ne söylerdiniz? Neredeyse hiç kimse "sen zaten hep böylesin, hiçbir şeyi doğru yapamıyorsun" demez. Onun yerine olayı bağlamına oturtur, hafifletici koşulları hatırlatır, bir sonraki adıma bakarız.

Kendimize gösterdiğimiz muamele ile başkasına gösterdiğimiz muamele arasındaki fark, iç eleştirmenin ne kadar abartılı olduğunun en açık kanıtıdır. Aynı olaya iki farklı standart uyguluyorsak, standartlardan biri gerçekçi değildir. Ve bu genelde kendimize uyguladığımız olandır.

Sesi susturmak değil, konumunu değiştirmek

İç eleştirmeni tamamen susturmaya çalışmak boşa kürek çekmektir; bastırılan düşünce genellikle daha yüksek sesle geri döner. Daha işe yarayan yaklaşım, o sesle aranıza mesafe koymaktır. Bunun en sade biçimi cümleyi yeniden adlandırmaktır. "Ben yetersizim" yerine "şu an aklımdan yetersiz olduğum düşüncesi geçiyor" demek, cümleyi bir gerçek olmaktan çıkarıp bir zihinsel olay haline getirir.

Bu küçük dilbilgisi değişikliği, düşüncenin içinde olmakla düşünceyi izlemek arasındaki farkı yaratır. İçinde olduğunuzda o ses sizsinizdir; izlediğinizde ise geçip giden bir hava durumu raporudur. İkinci konumdan bakan biri, o sese uymak zorunda olmadığını fark eder.

Ortak insanlık payı

Kendine sert davranan insanların çoğu, yaşadığı zorluğun kendine özgü olduğunu düşünür. Herkes hayatını yoluna koymuşken sadece kendisinin geride kaldığına inanır. Oysa dışarıdan görünen düzen, çoğunlukla derlenip toplanmış bir vitrindir. Herkesin ertelediği bir işi, sakladığı bir başarısızlığı, konuşamadığı bir korkusu vardır.

Bu farkındalık yalnızlığı azaltır ve utancı hafifletir. Utanç, gizlilikte büyür; paylaşıldığında ya da en azından evrenselliği kabul edildiğinde küçülür. "Bunu yaşayan tek kişi ben değilim" cümlesi, çözüm getirmez ama çözüm aramaya yetecek nefesi verir.

Kendine nazik davranmak, bir gün içinde öğrenilen bir teknik değildir. Yıllarca sert bir sesle konuşmuş biri için bu, yeni bir dil öğrenmeye benzer; başlarda çeviri gibi, zorlama gibi gelir. Ama tekrarla akıcılaşır. Ve o dili konuşmaya başladığınızda, hata yapmanın maliyeti düşer; hata yapmanın maliyeti düşünce de daha çok denemeye cesaret edersiniz.

Sertlik nereden öğrenilir

İç eleştirmenin sesi genellikle ödünç alınmış bir sestir. Çocuklukta duyulan bir öğretmenin, bir ebeveynin ya da bir akrabanın tonu, yıllar sonra kişinin kendi kafasının içinde konuşmaya devam eder. Bu ses o dönemde bir işlev görmüş olabilir; belki kişiyi çalışmaya, dikkatli olmaya, hata yapmamaya itmiştir. Ama artık koşullar değişmiştir ve aynı ses bugün korumaktan çok yormaktadır.

Bunu fark etmek bile başlı başına bir rahatlama sağlar. Çünkü o cümlelerin sizin kendi değerlendirmeniz değil, devralınmış bir kayıt olduğunu görmek, onlara mesafe koymayı kolaylaştırır. Kimsenin kendi hakkındaki en sert cümleleri kendi bulduğu görülmemiştir.

Bu noktada işe yarayan bir alıştırma, o sesi somutlaştırmaktır: kime ait olduğunu, hangi dönemden geldiğini, hangi durumlarda yükseldiğini yazmak. Görünür hale gelen bir örüntü, otomatik olmaktan çıkar. Ve otomatik olmayan her tepki, değiştirilebilir bir tepkidir.

Paylaş: Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim bölümünden